Avrupa'nın otantik havasını korumuş hala size Ortaçağ'da yaşıyormuşsunuz hissini veren müthiş estetik binalarıyla kendine hayran bıraktıran bir şehir Prag. II. Dünya Savaşı'nda neredeyse hiç zarar görmediği için de orta Avrupa'nın en orijinal şehirlerinden biri. Günümüzde de şehir neredeyse hiç değişmiyor. Bundan 15 yıl önce Beşiktaş'ın Sparta Prag ile oynadığı bir Avrupa kupası maçı için Prag'a gitmiştim. O günden bu yana şehirde değişen hiçbir şey yok. Statları bile aynı. Bunun ardında tarihe olan saygının da büyük etkisi var. Binaların öyle kafanıza göre rengini bile değiştiremiyorsunuz. Çok da turistik bir kent. Çünkü özellikle merkezinde her şey var. Tarihi yapılarından kalesinden aşağı inip ünlü Charles Köprüsü'nün üzerinden geçip merkeze rahatlıkla yürüyerek varabiliyorsunuz. Şehirde toplu ulaşım ağı yaygın ve kullanımı kolay olduğu ve aynı zamanda güvenli bir kent olduğu için gezmeniz kolay olacaktır.

Gezmek için 2-3 gün yeter

2-3 günlük bir geziyle Prag'da hemen her yeri keşfedebilirsiniz. Ama çevre gezileri de içine katayım derseniz seyahatinizi 3-4 güne çıkartın. Öncelikle Prag'ın olmaz olmaz gezilecek yerleri var. Ve bunlar hepsi birbirine yürüme mesafesinde. Ya da Prag kartlardan satın alıp bir çok turistik noktayı ücretsiz gezip iki saatlik şehir turu da yapabilirsiniz. Prag Şaheserleri turuna ünlü kalesinden başlayın. Kalenin içinde Başkanlık Sarayı ve St. Vitus katedrali bulunuyor. Yazlık saray olarak yapılan Belverde Sarayı günümüzde cumhurbaşkanlığı sarayı olarak kullanılıyor. Kalenin içindeki Hradcany Meydanı tam anlamıyla tarihsel bir meydan etrafındaki binalardan en ünlüsü Başpiskoposluk Sarayı. Sait Vitus Katedrali de bu meydandaki en önemli eser. Katedralin yapımı yüzyıllar boyunca sürdüğü için bazı yerleri daha yeni, bazı yerleri daha eski. Taşların renginden anlaşılıyor. Enfes bir gotik eser. Ücretsiz gezebiliyorsunuz.

Charles Köprüsü hatırası

Sonrasında kaleden eski şehir merkezine doğru giden dar bir yol var. Yukarıdan şehir manzarası şahane. Turistler burada bol bol fotoğraf çektiriyor. Bu yoldan Prag'ın ünlü köprüsü Charles köprüsüne çıkabilirsiniz. Köprü yılın neredeyse her günü oldukça kalabalık. Dünyanın her çeşit milletinden insan görmek mümkün. Sağlı sollu heykellerle kaplı bu köprüde turistler sürekli fotoğraf çektiriyor. Köprünün yakınında ünlü yazar Kafka'nın yaşadığı ve bugün müze haline getirilen evi de var. Evin önünde bir heykel ve kafesi de bulunuyor. 

Astronomik Saatin önü her zaman kalabalık

Buradan ara sokaklardan yürüyerek Astronomik Saatin önüne gelebilirsiniz. Her saat başı İsa'nın 12 havarisinin canlandırması yapılıyor. Saat başları bir anda saatin önü turistler tarafından doluyor. Saat kulesinin hemen yanındaki meydanda Prag'ın en ünlü dini yapılarından Aziz Nikolaos Kilisesi göze çarpıyor. Yeşil kuleleriyle dikkat çekici bu kilise 18. yüzyılda yapılmış. Kilisenin yer aldığı Stare Mesto Meydanı ise günün neredeyse her saati hareketli. Geceleri de meydandaki kafeler cıvıl cıvıl. Bu meydana semte Yahudi semti deniyor. İkinci dünya savaşında buradaki Yahudiler toplanıp Trezin kampına gönderilmiş.

Ortaçağ'ı yaşatan şehir

Prag seyahetinde fırsatınız olursa Ortaçağ gecesi eğlencelerine de katılın. Görsel şovları çok güzel oluyor. Ben 50 Euro'ya böyle bir geceye gittim. Yeme içmesi bol şovları çok güzel. Özellikle ateş dansı görülmeye değer. Prag seyahatinizde eğer fırsatınız olursa Carlovy Vary'e de uğrayın. Atatürk'ün de kaldığı bu kaplıcalarıyla ünlü şehri başka bir yazıda anlatacağım. Prag seyahatine ayrıca Cesk Krumlov kasabasını da ekleyebilirsiniz. Bu kasabayla ilgili izlenimlerimi Cesky Krumlov'da masalsı bir yolculuk yazımda paylaşmıştım.