Yeni yılın başlangıcına yaklaşırken öncelikle geride bırakacağımızı yılı değerlendirmemiz ve gireceğimiz yıla ilişkin beklentileri dikkatle gözden geçirmemiz gerekiyor. 2011 yılı ile ilgili değerlendirmeleri sık sık yapmaya çalıştım, çalışıyorum. 2012 yılı için ise nasıl planlama yapılması gerektiğine değinme başlamıştım. Şimdi de 2012 yılının nasıl bir olabileceğini ve bireylerin yeni yıl planlamasını nasıl yapması gerektiğini değerlendirmek istiyorum.

İlk olarak şunu belirtmek de fayda olacaktır ki; Avrupa’da kimse 2012 yılının başlamasını istemiyor. 2011 yılı her ne kadar kötü geçmiş olursa olsun, yeni yılın bundan daha kötü olacağı beklentisi hakim. Türkiye’de ‘ kriz teğet ’ geçti söylemleri artık geride kalmalı ve gerçekle yüzleşilmeli. Ülkemizde herkes her branşta uzman olduğu için (!) ağızlarda bazı sözler sakız gibi dolanıyor. Kimse kimseyi kandırmamalı ve herkes gerçeğin farkına varmalı. Eğer bu farkındalık oluşmazsa, planlamalar yanlış yapılır ve bütçeler için ciddi sorunlar ortaya çıkar.

2012 yılında bizi neler bekliyor, sorun ne?

2008 yılında finansal sistemde başlayan kriz ne yazık ki çözüme ulaşmadı. Amerika’nın krizi olarak başlayan krizin etkilerini Avrupa’da tam manası ile göstermesi 2011 yılına kadar geciktirildi. Avrupalı birçok banka sorunla boğuşurken, sorunlar mikrodan çıkıp makroya yayıldı. Yani artık devletler borç batağına sürüklendi. Yunanistan, Portekiz, İrlanda, İspanya darken devreye İtalya da girdi. Fransa’nın durumu sorgulanırken, tek güvenli liman Almanya olarak kaldı. Avrupa Birliği liderleri, bölgenin dağılmaması için çılgın şekilde para basarak sorunları ortadan kaldırmaya gitme politikasına girdikleri için, sorunlar devam edecek.

Asya tarafında Japonya’nın kamu borç yükünün ciddi şekilde artış göstermesi kredi derecelendirme kuruluşlarının not indirim tehditine dönüştü. Büyümede dünyanın bir numarası Çin’de ekonomi yavaşlamaya başladı, konut satışları azaldı. Yani Asya’nın iki önemli ülkesinde de ekonomiler olumsuz sinyaller vermeye başladı. Amerika’yı tekrar belirtmeye gerek yok, onların sorunları bitecek gibi durmuyor.

Hal böyleyken Türkiye’nin etkilenmemesi imkansız, daralmaya hazır olun!

Global düzenin ne olduğunu öğrenmemiz gerekiyor. Dünyada bir zincir var ve bütün ülkelere bu zincire bağlı yaşıyor. Çin’in küçüldüğü, Almanya’nın AB’yi kurtaracağım diye para basmaya çalıştığı, ülkelerin büyümelerinin yavaşladığı ve kamu borçları nedeniyle vergilerin azaltılmaması sonucu yatırımların zayıflayacağı göz önüne alınırsa, Türkiye’nin kendi dinamikleri ile ayakta kalması imkansız. Hele ki yüksek cari açık sorunu nedeniyle finansman sıkıntısı yaşama riski en önemli sorun.

Bu şartlar altında 2012 yılına geniş ve sakin bir ruh hali ile bakmamız imkansız. Kurumsal şirketler 2012 yılında nakite geçmeye çalışıyor ve riskten kaçmak istiyor. Sürekli bahsettiğim gibi küresel konjonktürden ötürü istihdam azalışları yaşanmaya başlayacaktır – bahaneler ölmez.

Hal böyleyken krediler ve bankalar ile olan ilişkilerimizi de düzenlememiz gerekecek.  2012 yılı genişleyici değil, kredilerde daralmaya yönelik politikaların izleneceği bir yıl olmalı.

Temkinli davranmak, harcamaları mümkün olduğunca sınırlı tutmak ve mümkünse borçlanmayı sıfıra yakın seviyelere indirmek en önemli çözüm olacaktır. Bunları nasıl yapacağız demeyin. Siz, ailenizin yöneticisiniz. Bütçenizi yönetmekle görevli kişilersiniz. Yeni yıl öncesi olumsuz beklentilerin farkına varın ve planlamanızı buna göre yapın.

Harcama bahanelerinizi belirleyip kısarak, birikime ağırlık verin. Acil para fonunuzu aktif tutun ve sürekli artırmaya çalışın. Bireysel finans hedeflerinizin küçülme adımları bu şekilde yapılmalı. Harcamalar minimum seviyeye indirilmeli. Burada minimum seviyeden kasıt, zorunlu giderleri kısmak değil, ihtiyaç olmayan harcamaları ortadan kaldırmaktır. Bunları yapabildiğiniz takdirde 2012 yılına riskleri bertaraf etmiş şekilde girebilirsiniz. Yıl ortasında konjonktürde bir iyileşme gördüğünüz takdirde, acil para fonunuzda biriken paraları da kullanarak, ihtiyaç harici giderlerinize kaynak yaratmış olabileceğiniz gibi, bütçenizde küçülme politikasını yavaş yavaş gevşetmeye başlayabilirsiniz. Yeter ki planlamayı doğru yapın ve kişisel finans yönetiminin size nasıl faydalar sağlayacağının bilincinde olun.