Bu soruyu yanıtlamadan önce dünyada ve Türkiye’de neler olduğuna göz atalım: Dünya, mevcut düzenin taşınmasındaki güçlükleri gösteren sahnelere tanıklık ederken 2012’ye dair yazan çizen hemen herkeste belirgin bir görüş hâkim: Belirsizlik! Pazarların iç içe geçtiği küresel dünya düzeninde hemen her coğrafyada aynı soru soruluyor: Bundan sonra yön ne olacak? Böyle zamanlarda astrolojiye ilgi de artıyor, bir işaret beklercesine… Bu konuda oldukça ileri düzeyde olduğu kabul edilen Mayaların takviminin 21.12.2012’de son bulması ise böylesi bir dönemde oldukça manidar! Bu tarih dünyanın sonunu mu, yoksa yeniçağın başlangıcını mı simgeliyor?

Günümüz ünlü astrologlarından Susan Miller, 2012’nin dünyanın sonu olmayacağını savunanlar arasında… Aralarında Steve Jobs’ın da olduğu birçok ünlü kişi kendisine danışırmış söylentilere göre! Miller’a göre, dünya genelinde 2012-2015 yılları arasında Plüton ve Uranüs 90 derece karşıya karşıya geleceği için dünyada çok büyük kanlı olaylar yaşanacakmış. Zira bu iki gezegen birbiriyle hiç mi hiç anlaşamadığı için bu açıda karşılaşmaları pek hayra alamet değilmiş! Türkiye’nin de yıldız haritasına bakan Miller, 2012’de biraz zorlanacak olsak da bizim önümüzün ferah olduğunu söylüyor neyse ki! 29.Ekim.1923 doğumlu olması nedeniyle Türkiye’nin “Akrep” burcundan olduğunu söyleyen Miller, ülkenin 2012’de yeniden yapılanacağını, yılın ilk dokuz ayında zorlanılsa da aydınlık günlerin geleceğini öngörüyor. Ekim 2012’de akrep burçlarının Satürn gezegeninin etkisine girmesiyle Türkiye’de bir şeylerin tamamen dağılacağını, yıkılacağını ve sonra yeniden inşa edileceğini ekleyen Miller’a göre bu oldukça gerekli ve olumlu bir değişim… 2012, ülkemizde ertelenen kararların verildiği, demokratikleşme adına büyük atıldığı bir yıl olacakmış!

Önlerinde yıldız haritası olmayan ekonomistler ise 2012’yi Miller ya da Mayalar kadar net göremiyor ne yazık ki! Tahminleri sürekli revize ediliyor olsa da astrologlar gibi onların da Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelerin diğerlerine göre daha avantajlı durumda olduğu konusundaki benzer yorumları olması ve özellikle yılın ilk yarısına dair daha karamsar olmaları şaşırtıcı!

Henüz çözüme kavuşmamış ekonomik sorunlarla 2011 yılı kapatılacakken sorunun çözüm yöntemleri konusunda da belirsizlikler, fikir ayrılıkları var. Bu sebeple şimdilik mutabık kalınan noktalardan birisi, 2012’nin ilk altı ayının doğru ya da yanlış bir yön bulmakla geçirileceği şeklinde… Bu sebeple 2012 yaklaşırken bankacıların ağzından koro halinde “Tedbiri elden bırakma, likit kal” tavsiyeleri veriliyor. Bu slogan aslında hem yatırımcıyı hem de kredi alacakları yakından ilgilendiriyor.

Belirsizlik dönemlerinde yatırımcılara likit kalmaları tavsiye edilir. Bu sözün anlamı; “Sabit getiriden şaşma ama paranı mümkün olan en kısa vadede tut”, şeklindedir. Bu, basit görünmekle birlikte önemli bir tavsiyedir. Zira değişen şartlara karşılık pozisyon değiştirme imkânı sağlar. Türkiye’deki yatırım enstrümanları çok da çeşitli olmadığından likit kalmanın karşılığı bizde maksimum 3 ay vade olmak üzere mevduat, hazine bonosu alabilirsiniz demektir. Son bir yıl içerisinde bunlara bir de banka bonoları ilave edildi. Risksiz yatırım fonlarını söylemiyorum, onlarda kesintiler değişmedikçe şimdilik miadını doldurmuş görünüyor. Riskli olması nedeniyle,  altın, dolar, hisse senedi almak şu an için çok mantıklı bulunmasa da burada yatırımcının risk alma isteği veya imkânı da belirleyici elbette… Yine de sabit getiri haricindeki enstrümanların önümüzdeki dönemlerde her zamankinden daha fazla risk içerdiğini söylemekte fayda var.  Yumurtaları farklı sepetlere koyabilen şanslı yatırımcılardan iseniz risksiz sabit getirili sepete daha çok yumurta koymanızı tavsiye edebiliriz.

Borçlanma ihtiyacında olanlar faiz oranlarına biraz da mecburiyetten çok da takılamıyor olsa da, 2012’nin ilk çeyreği ve hatta belki de ikinci çeyreği için de ufukta faiz indirimi görünmüyor. Merkez Bankası da zaten parasal sıkılaştırmanın bir süre daha gerekli olacağını belirtti.  Bu da kredi faizlerinde önemli bir değişiklik olmayacağını gösteriyor. Ancak bankalar arası kredi maliyetlerini karşılaştırarak daha avantajlı borçlanmak bu ortamda da mümkün ve her zamankinden çok kazandırıyor.