Anasayfa Haberler Etiket: Düşük faizli kredi

Depremzede kredisine erteleme kapısı

BANKACILIK Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK), Van depremi nedeniyle bölgede kullandırılan kredilerin yeniden yapılandırılmasına ilişkin alınan kararlar çerçevesinde bankaların uygulamaları ile ilgili engellerin kaldırılması yönünde adım attı. BDDK’nın aldığı kararla ağırlıklı olarak bölgede kullanılmış olan ticari ve bireysel krediler ile kredi kartlarından kaynaklanan borçların 3 ay yada daha uzun süre ertelenmesi gibi bankalarca depremzedelere yardım amacıyla açıklanan kararların nasıl uygulanacağına da açıklık getirilmiş oldu. Van’da bu yıl kullandırılan 1.5 milyar liralık kredinin ertelenmesi konusu mevzuat alt yapısına kavuşmuş oldu. Engellerin aşılması Dün Resmi Gazete’de yayımlanan BDDK kararında, “Van ili ve çevresinde 23.10.2011 tarihinde meydana gelen deprem felaketiyle ilgili olarak bankalar tarafından, bölge halkına yardım amacıyla o bölgede yerleşik kişilere yine o bölgede kullandırılan krediler ile ilgili olarak alınması düşünülen önlemler için düzenlemelerden kaynaklanabilecek engellerin aşılmasının amaçlandığı” belirtildi. BDDK kararına göre, izlenen kredi ve diğer alacakların sözleşmelerinde öngörülen ilk ödeme planının uzatılmasına yönelik değişiklik yapılması halinde, öngörülen ilave genel karşılıkların ayrılması, yeniden yapılandırılan krediler ve diğer alacakların tekrar yeniden yapılandırılması durumuyla ilgili olarak, kredilerin yeniden yapılandırılmasında aranan, her yıl kalan anapara borcunun yüzde 20’sinin tahsil edilmesi, 31 Mart 2012’ye kadar işlem tesis edilmesi kaydıyla, bankaların insiyatifine bırakılmasına karar verildi. Bakanlar Kurulu ötelemişti Bakanlar kurulu, depremde zarar gören gerçek ve tüzel kişi üreticilerle esnaf ve sanatkarların düşük faizli kredilerinden doğan borçlarını 1 yıl erteleme kararı almıştı. Bakanlar Kurulu kararında, deprem nedeniyle zarar gören gerçek ve tüzel kişi üreticilere Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından düşük faizli kredi kullandırılması ile esnaf ve sanatkarlara Esnaf ve Sanatkarlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri kefaletiyle veya doğrudan Halk Bankası tarafından düşük faizli kredi kullandırılacağı açıklanmıştı. 

Deutsche Bank'dan dört yeni varant

Türkiye’deki ilk varant ihraççısı konumundaki Deutsche Bank İMKB Varant Pazarı’nda ürün çeşitliliğini geliştiriyor Banka, işlem gören 13 varantına ek olarak 12 Ekim’de 4 yeni SATIM varantını daha piyasaya sundu. Yeni SATIM varantları İMKB-30 Endeksi, Garanti Bankası, İş Bankası ve Koç Holding üzerine ihraç edildi ve her bir dayanak varlık için bir adet yeni varant piyasada işlem görüyor. Bu ihraç sonrasında bankanın ürün sayısı 17’ye çıkmış oldu. Yeni SATIM varantları hem vadelerinin daha uzun olması, hem de kullanım fiyatlarının güncel fiyatlara yakın olması açısından yatırımcısına yeni seçenekler sunuyor. Yeni SATIM varantları piyasada düzeltme bekleyen veya riskten korunma amaçlı işlem yapmak isteyen yatırımcılar için ideal araçlar. Düşen piyasaya yatırım yapmak isteyen küçük yatırımcılar sınırlı sermaye riskiyle bu beklentilerini hayata geçirebilecekler.

Yabancılar TL'ye hücum etti: Dolar 1,41'e düştü, Borsa rekora doymuyor

Faizlerin tarihî düşük seviyelere gerilemesinin ardından Amerika'dan dünyaya yayılan paranın adreslerinden biri de Türkiye oldu. Kredi notunda artış beklentisiyle yaşanan yoğun yabancı girişi doların 1,4150 liraya, faizin ise yüzde 7,8'e gerilemesine yol açtı. Borsa 66.879 puanla rekor tazelerken bankacılar 5-6 ay vadede TL'nin değer kaybetmesinin zor göründüğünü söylüyor.Amerika başta olmak üzere merkez bankalarının ekonomilerini desteklemek için adım atacaklarına dair güçlenen beklentiler faizleri tarihin en düşük seviyelerine çekerken Türkiye gibi gelişmekte olan ülkelere yoğun para girişi yaşanıyor. Küresel krizden ilk çıkan ülkelerden biri olan Türkiye de, referandum sonuçlarının ardından güçlenen siyasi istikrar güveni artırınca yabancı yatırımcıların ilgisini çeken ülkelerin başında geliyor. ABD'nin dışına çıkan para, Euro, altın, petrol gibi yatırım araçlarına ve Türkiye'nin de aralarında bulunduğu gelişmekte olan ülkelerin hisse senedi ve tahvillerine yöneliyor. En son kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in kredi notunu yükseltmesi yurtiçi piyasalarda bahar havası estirdi. Bankalararası piyasada dolar 1,4150 TL'ye kadar gerilerken tahvil bileşik faizi yüzde 7,84'e düşerek Ekim 2009'da gördüğü tarihi düşük seviye 7,59'a yaklaştı. 67.231 puanla tarihinin en yüksek seviyesini gören Borsa ise yüzde 0,9 artışla 66.879 puandan kapandı ve yine rekor kırdı.

Merkez, bankaların bozulmasına bakmadı TL’yi yine ‘sıkacak’

Bu ay itibariyle bankalara uygulanan zorunlu karşılık oranlarını yabancı para yükümlülüklerde 1 puanlık artışla yüzde 11’e, Türk parası yükümlülüklerde 0.5 puanlık artışla yüzde 5.5’e yükselten Merkez Bankası, bu düzenlemelerin devamını da planlıyor. Merkez Bankası Başkanı Durmuş Yılmaz ve yardımcıları, dün bankacılara bir sunum yaparak, Türk parası karşılık oranını yıl sonuna kadar yüzde 6’ya çıkabileceğini açıkladı.Türkiye Bankalar Birliği (TBB) yönetim kurulu ile dün bir araya gelerek, basına kapalı bir toplantı yapan Merkez Bankası yetkilileri, internet sitesinde yer alan metne göre bankacılara şu bilgileri verdi:Zorunlu karşılıklara faiz ödenmesine son verilmesi kararı, makro ekonomik istikrarın korunmasına yönelik bir politika aracı olarak gördüğümüz zorunlu karşılık oranlarının etki gücünü artırmak için atılmış bir adım.Aldığımız kararlar, orta vadede maruz kalabileceğimiz risklere karşı ekonomimizin direnç gücünü artıracak önlemler. Bundan sonra da Merkez Bankası finansal sistemi makro ölçekte izleyerek finansal istikrarın korunması için üzerine düşen görevleri yerine getirmeye devam edecek.1 yıl vadede düşüş olabilirTürk parası zorunlu karşılık oranı yıl sonuna kadar yüzde 6’ya çıkarılabilir. Türkiye’de mevduatın vade yapısının kısa olduğu ve daha da kısalmakta olduğu görülüyor. Bu doğrultuda finansal istikrarı güçlendirici bir tedbir olarak yıl sonuna kadar bir yıl ve daha uzun vadeli mevduata uygulanan zorunlu karşılık oranlarının bir miktar düşürülmesi gündeme gelebilecek.2011 yılında zorunlu karşılık oranlarının izleyeceği seyre ilişkin sinyaller aralık ayında ilan edeceğimiz para ve kur politikası metninde kamuoyu ile paylaşacağız.Yakın dönemde iktisadi faaliyette fiyat istikrarı açısından aşırı ısınma belirtisi veya finansal istikrar açısından aşırı borçlanma eğilimi gözlemlemiyoruz. Aldığımız ilave önlemler, önümüzdeki dönemde dünyayı etkisi altına alacağını düşündüğümüz yeni konjonktüre karşı bir hazırlık.İstikrara yönelik riskToplam talepte belirgin bir ivmelenme beklememekle beraber, son dönemde iç ve dış talebin toparlanma hızlarının ayrışmaya devam etmesi nedeniyle, talebin kompozisyonunun cari denge ve finansal istikrara yönelik riskler açısından dikkatle değerlendirilmesi gerekiyor. Özince: Mevduattan daha çok tahvilde vadeler uzayacak TÜRKİYE Bankalar Birliği Başkanı ve İş Bankası Genel Müdürü Ersin Özince, Merkez Bankası ile gerçekleştirilen toplantı sonrasında, şu değerlendirmeyi yaptı: “Farklı vadelere farklı munzam karşılıkları olsa da benim kanaatim vade yapısı uzamayacaktır, çok önemli bir şey getireceğini sanmıyorum. Mevduattan daha çok tahvilde vade yapısını uzatacağımızı düşünüyorum, daha sağlıklı olacaktır. Bankalarımızın mutlaka yurtdışında yatırım yapmalarının yararlı olacaktır, bu konudaki teşviklerle ilgili gelişmeleri bekliyoruz.” Özen:Tahvil ihraçlarına bakıyoruz GARANTİ Bankası Genel Müdürü ve Türkiye Bankalar Birliği Başkan Yardımcısı Ergun Özen, Merkez Bankası Başkanı ve yardımcıları ile yapılan toplantıda, şu değerlendirmeyi yaptı: “Munzam karşılık oranları Türk Lirası’nda gelecek gibi görünüyor. Tahvil ihraçlarıyla pasif yapımızın uzaması olası, biz de değerlendireceğiz.”

Anglo Irish Bank'ın maliyeti 34 milyar Euro

İrlanda Merkez Bankası, daha önce el konulan Anglo Irish Bank'ın kurtarılmasıyla ilgili ağır bir fatura çıkabileceğini açıkladı. Buna göre bankayı kurtarmanın maliyeti en kötü senaryoya göre 34 milyar Euro'yu (46,3 milyar dolar) bulabilecek. İrlanda Maliye Bakanı Brian Lenihan ise Anglo Irish Bank probleminin ülke için 2008'den itibaren bir kâbusa dönüştüğünü söyledi. Lenihan, Merkez Bankası'nın açıkladığı maliyetin 'çok kötü, ancak yönetilebilir olduğunu' ifade etti. İrlanda'daki sorunlu bankaların kurtarılabilmesi için gerekecek toplam miktarın 45 milyar Euro'yu aşabileceği belirtiliyor. Öte yandan Yunanistan'ın dördüncü büyük bankası Piraeus Bank'ın yardımcı CEO'su Stavros Lekkakos, bankanın Atebank ve Hellenic Postbank'taki kamu hisselerini satın alma yönünde yaptığı teklifi geri çektiğini duyurdu. Financial Times gazetesinde dün yer alan bir ilanda ise Almanya'da kamu bankası WestLB satışa çıkarıldı. Bankanın teklif sürecinde danışmanlık hizmeti almak için Morgan Stanley yetkilendirildi. DUBLİN, ATİNA, LONDRA; REUTERS

Denizbank'a 650 milyon dolar kredi

 Denizbank 12 ülkeden 30 bankanın katılımıyla 650 milyon dolarlık sendikasyon kredisi sağladı. Bankadan daha önce yapılan açıklamada sendikasyon tutarının 630 milyon dolar olduğu belirtilmişti. Sendikasyon kredisine ilişkin toplantı öncesinde basın bülteninde yer alan bilgilere göre, 1 yıl vadeli sendikasyon euro ve dolar olmak üzere iki dilimden oluşuyor.

İstanbul ofisi, IFC'nin ilk operasyon merkezi oldu

Dünya Bankası kuruluşu Uluslararası Finans Kurumu (IFC),İstanbul'daki bölgesel ofisini büyüterek IFC'nin merkezi Washington D.C dışında yer alan ilk operasyon merkezi haline getirdi. İstanbul ofisi, Güney Avrupa ve Orta Asya'da 13 ülkeye hizmet veriyordu. İstanbul Operasyon Merkezi ise, Avrupa ve Orta Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı içeren EMENA bölgesinde 30 ülkeye hizmet verecek. IFC Asya, Avrupa, Orta Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'dan Sorumlu Başkan Yardımcısı Rashad Kaldany, IFC'nin Washington'daki merkezi dışında çalışan ikinci başkan yardımcısı olacak. Kaldany'in yanı sıra 3 bölgesel endüstri direktörü ve bir risk direktörü İstanbul ofisinden, iki bölge direktörü de Kahire ve Moskova ofislerinden bölgeye destek verecek. Rashad Kaldany, düzenlenen basın toplantısında yaptığı konuşmada, karar verme yetkisine sahip yöneticilerinin müşterileriyle aynı zaman dilimi içinde ve daha yakın bir şekilde çalışmalarının, bölgedeki etkilerini artırmaya yardımcı olacağını söyledi. Kaldany, İstanbul Operasyon Merkezi'nin aktif hale gelmesi ile birlikte bölgedeki tüm hizmetleri birden sunabilir hale geleceklerini, böylece müşterileri için daha fazla fırsat yaratmayı hedeflediklerini bildirdi. Bu bölgede kalkınma açısından özel sektörün gelişmesini amaçladıklarını kaydeden Kaldany, 2010 mali yılında toplam portföylerinin 120 ülkede 1.656 şirkette 48,8 milyar dolar olduğunu, yatırımlarının yarısından fazlasının yoksulluk düzeyinin yüksek olduğu IDA ülkelerinde bulunduğunu söyledi. Bölgesel önceliklere odaklandıklarını belirten Kaldany, İstanbul Operasyon Merkezi ile bu bölgede daha verimli ve küçük şirketlere daha yakın olacaklarını kaydetti.

Babacan: Merkez Bankası'nın kararları doğru

 İstanbul Finans Zirvesi'nde konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, İstanbul'da eskiden 2-3 ayda bir gerçekleştirilen organizasyonların artık aynı güne ve haftaya sıkışabildiğini, bu birçok büyük organizasyona ev sahipliği yaptığını, birçok önemli etkinliğe ev sahipliği yapabilecek altyapıya, kapasiteye ulaştığını anlattı. Babacan, Türkiye'nin dünyanın en çok konuşulan ülkelerinden biri olduğuna dikkati çekerek, ''10 önce uluslararası yayınlarda yayınlarda Türkiye ile ilgili bir haber çıkınca sevinirdik. O çıkan haberlerin çoğu da olumlu haberler olmazdı. Bugün geldiğimiz noktada belki dünyanın en büyük 16. ekonomisi olan bir Türkiye var. Öte yandan dünyada en çok konuşulan, en çok etki eden, en çok fark oluşturan ülkeler arasında artık Türkiye'yi de görüyoruz'' diye konuştu. Türkiye'nin kendi içinde yakaladığı başarıların çok önemli, pek çok ülke için bir ilham kaynağı olduğunu belirten Babacan, çok geniş bir coğrafyayı kuşatan etkin bir dış politika uygulamaları bulunduğunu, Türkiye'nin duruşuyla, yaptıklarıyla örnek olduğunu, Türkiye;de olan bitenin başka ülkeler için örnek teşkil ettiğini söyledi. Babacan, konuşmasını şöyle sürdürdü: ''2002'nin Türkiyesi ile bugünün Türkiyesini ele alıp bir mukayese ettiğimiz zaman karşımızda neredeyse 2 farklı ülke dedirtebilecek kadar farklı bir tablo söz konusu. Milli gelir 3 bin dolardan 10 bin dolara ulaşmış durumda. Türkiye'deki enflasyon, faiz oranlarına, kalkınmışlık göstergelerine, gelir dağılımına baktığımız zaman çok farklı 2 tablo görüyoruz. 2002;de nüfusumuzun yüzde 31'i 4 doların altında bir gelirle geçimini sağlamaya çalışırken, bugün o oran yüzde 7'ye düşmüş durumda.

IFC, 30 ülkeyi İstanbul'dan yönetecek

 Dünya Bankası kuruluşu Uluslararası Finans Kurumu (IFC), İstanbul'daki bölgesel ofisini büyüterek IFC'nin merkezi Washington DC dışında yer alan ilk operasyon merkezi haline getirdi. İstanbul ofisi, Güney Avrupa ve Orta Asya'da 13 ülkeye hizmet veriyordu. İstanbul Operasyon Merkezi ise Avrupa ve Orta Asya, Ortadoğu ve Kuzey Afrika'yı içeren EMENA bölgesinde 30 ülkeye hizmet verecek. Şirket, Türkiye'ye 2-2,5 milyar dolar yatırım planlıyor.

BBC araştırdı: Hükümetler vergi gelirinin yarısını israf ediyor

İngiliz yayın kuruluşu BBC’nin yaptırğı araştırma, insanların, hükümetlerin vergilerden elde ettiği gelirin yarısından fazlasını israf ettiğine inandığını ortaya çıkardı. BBC araştırdı: Hükümetler vergi gelirinin yarısını israf ediyorİngiliz yayın kuruluşu BBC’nin yaptırğı araştırma, insanların, hükümetlerin vergilerden elde ettiği gelirin yarısından fazlasını israf ettiğine inandığını ortaya çıkardı. Uluslararası kamuoyu araştırma şirketi GlobeScan ve Maryland Üniversitesi Uluslararası Siyaset Davranışları Programı tarafından 22 gelişmiş ve gelişmekte olan ülkede 22 bin 783 kişiyle yapılan araştırmanın ortaya koyduğu bazı sonuçlar şöyle oldu:Ekonomide aktif rolAraştırmanın yapıldığı ülkeler arasında Türkiye, ABD, Fransa, Almanya, İspanya, Kanada, Meksika, İngiltere, Brezilya, Rusya, Çin, Hindistan, Avustralya ve Mısır var.Ortaya çıkan veriler ülkeden ülkeye farklılık gösterse bile genel kanı; vergilerinin çok iyi harcanmadığı yönünde. Ancak birçok kişi hükümetlerinin ekonomide daha aktif rol oynamasını da istiyor. Kolombiya ve Pakistan’da halkın üçte ikisinden fazlası vergilerin kamu çıkarına harcanmadığını düşünürken, İspanya’da bu oran yüzde 34’e yaklaşıyor.Hükümetin harcama yapmasına karşı çıkanların oranı Almanya’da yüzde 66 iken, Fransa’da yüzde 63 ve ABD’de yüzde 58.Mısır hariç her ülkede vergilerin yükseltilmesi yerine hizmetlerin azaltılması tercih edilen yöntem. Tüketici güveninin düşük olduğu da görülüyor. Geçen yıl 17 ülkede yapılan araştırmaya göre tüketici güveni yüzde 28 seviyesindeyken, küresel ekonomi düzelmesine rağmen, tüketici güveninin 2009 yılına göre sadece yüzde 2 daha iyi olduğu belirlendi.Sadece, ABD, İspanya, Türkiye ve Avustralya’da katılımcılar daha fazla düzenlemeye karşı görüş belirtiyor. ABD’de bu oran yüzde 56’yı bulurken, İspanya’da da çoğunluk daha fazla hükümet müdahalesi fikrine olumsuz yaklaşıyor. Toplum, temel gıdaya destekten yana görünüyor BBC’nin araştırmasına göre, hükümetlerin gıda sübvansiyonlarına destek vermesi lehinde görüşler ağır basıyor. 22 ülkede, gıda sübvansiyonları lehine temel gıda maliyetlerinin azaltılması için hükümetlerin önlem almasını isteyenlerin oranı ortalama yüzde 78’e ulaşıyor. Örneğin Filipinler’de gıda sübvansiyonlarını destekleyenlerin oranı yüzde 95’e kadar çıkarken, ABD’de bile katılımcıların yarısından fazlası gıda sübvansiyonlarından yana tavır alıyor. Sadece Almanya’da, vatandaşların çoğu bu sübvansiyonlara karşı çıkıyor.  
x