75 milyonluk ülkemizde cep telefonu kullanan kişi sayısı 65 milyona yükselmiş durumda. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 2011 yılı son çeyrek raporundaki verilere göre, geçen yıl sonu itibarıyla Türkiye'de cep telefonu abone sayısı 65,32 milyona yükseldi. 2011 yılı sonu rakamlarına göre, Turkcell'in 34,53 milyon, Vodafone'un 18,03 milyon, Avea'nın ise 12,76 milyon abonesi bulunuyor. Burada bizim bakmamız gereken nokta, hangi operatörle konuşma şartlarınıza göre nasıl en uygun tarife sağlayıp sağlayamayacağınız olmalı. Özellikle 2008 yılında başlayan numara taşıma hizmeti ile beraber kullanıcılar, alternative GSM operatörlerinin kampanyalarına kanarak hatlarını taşıdılar. Ancak verilere göre memnuniyetsiz her operator için neredeyse aynı olunca, hatlarını yeniden değiştirme isteğine gittiler. Fakat burada da karşılarına, taahhüt süresi çıktı.
Yılsonu verilerinden yararlanılarak oluşturulan 5–10 yıl vadeli konut kredileri basit ortalamalarına göre; 2010’da % 0.90 olarak gerçekleşen konut kredisi aylık ortalama faiz oranı, 2011 yılında % 1.29 olarak gerçekleşti. Konut kredi oranlarındaki yaklaşık % 0.36’lık artışa karşın, kullanılan konut kredilerinin artması da, gayrimenkul sektörünün büyümesinin en önemli göstergeleri arasında dikkat çeken veri oldu.
Televizyon izleme alışkanlığı çoğaldıkça, kanal sayısı da arttı. Teknolojinin yeni nesil nimetleri HD yayın ve 3D yayın ülkemize gelince, kanal servis sağlayıcı firmaların da rekabeti arttı. Karasal yayın ve kablolu yayın çoğu yerde tarihe karışmaya başladı. Bazı evlerin balkonlarında gördüğünüz uydu alıcıları sayesinde insanlar binden fazla kanalla karşı karşıya kalabiliyor. Bunlardan muhtemelen 20 tanesini kullanıyor olsa da, psikolojik olarak kanal sayısının fazla olması tatmin edici oluyor. Çünkü gelir düzeyi ne olursa olsun, evlerde en az LCD tv bulunmasından dolayı, içeriğe bakılmadan şu kanaldaki görüntü ne kadar hoş deniliyor. Uydu anteni bulunan evlerde bir adet uydu alıcısı iş görmeye yetiyor. Uydu alıcınızı biraz daha fazla ücret vermeyi göze alırsanız, HD olarak da alabiliyor ve HD hizmet veren kanalları izleyebiliyorsunuz. Ancak ücretli hizmet veren televizyon kanalı sağlayıcılarının dışında fazla HD kanal seyretme şansınız olmuyor. Eğer ki HD televizyon aldım ve HD kanalları izlemek istiyorum diyorsanız, aylık veya yıllık belli bir ücret ödeyerek D-Smart ile Digitürk arasında seçim yapıyorsunuz.
Piyasalar son haftalarda oldukça tatsız ve gergin günler geçiriyor. Makro ekonomik verilerden büyüme rakamları ve mikro bazda şirketlerin bilanço rakamlarının ardından yükseliş trendine girmeye çalışan borsalar şu günlerde kararsız seyir izliyor. Bu da düşüşün yaşanabileceğine gösterge oluyor. Bu beklentinin altında yatan temel sebep ise Suriye ile olan gerginlik. Suriye konusunda olan belirsizlik, yatırımcıları oldukça rahatsız ediyor. Suriye Dostları’nın İstanbul’da gerçekleştirdiği toplantı ile gerginlik çeperine İran’ın da dahil olması bu yöndeki soruları artırmış durumda. Bölgede Suriye kaynaklı gerilim yatırımlarını orta ve uzun vade planlayan yatırımcılar için daha da ön plana çıkıyor. Gerginlik çıkmaza girerse petrol fiyatları yükselir
Geçtiğimiz günlerde yayınlanan bir haberden, cep telefonu sayısı dünya nüfusunun sollamak üzere olduğu bilgisine ulaştık. Türkiye açısından baktığımızda ise abone sayısının nüfusa oranında hala AB ortalamasının gerisinde olduğunu gözlemledik. Önemli olan abone sayısı değil, abonelerin nasıl bir kullanım tercih ettiği yönünde. Bunun için de BTK’nın verilerinden son yıllardaki kullanım oranlarını inceledik. 2008'de 13,42 milyon olan faturalı cep telefonu abone sayısı, son 3 yılda 10 milyon ön ödemeli abonenin faturalıya geçiş yapmasıyla 23,05 milyona yükseldi. Bu artışın olmasının önemli nedenlerinden bir tanesi, numara taşıma sisteminin gelmiş olması. Çünkü numara değiştirmek için GSM operatörünün işlem merkezine giden kullanıcılara, avantjlı olması nedeniyle faturalı hat öneriliyor. Bu hatlarda da belli bir ücrete fazla dakika konuşma hakkı sağlandığı için Bu, abonelere cazip geldiği için faturalı hatlarda ciddi bir artış yaşandı. Avantajları dinleyin ancak kararı iyi verin! Her GSM operatörünün kendine göre avantajlı paketleri mevc
Konut fiyatlarının seyri ve konut kredisi faizlerini sıkça konuşuyoruz. Ancak bunların yanında esas önemli olanın aldığınız konutun değerini hakedip etmediği olduğunu unutmamalıyız. Diler yatırım amaçlı alın gerekse ihtiyaçtan alın, dikkat etmeniz gereken olay, konutunuzun değerli olup olmadığı olmalıdır. Konut alırken nelere dikkat etmeliyiz başlığı altında birçok satır başına ulaşabilirsiniz ve bunlara dikkat edebilirsiniz. Fakat esas dikkat etmeniz gereken nokta ‘lokasyon’ olmalıdır. Ekonomide, yatırımlar değerleme üzerine yapılır. Olumlu beklentiler, gelecekte olması gündemde olan yeni yaptırımlar yatırım stratejilerine yön verir. Konut konusunda da bazı önemli değerlemeler olmalı. Örnek olarak; konut alacağınız yerin yakınında bir hastane, üniversite, alışveriş merkezi gibi binalar varsa bunlar o yerin değerli olmasını sağlar. Hastane olduğu takdirde – özellikle büyük şehirlerde – doktorların o bölgeden konut satın alması veya kiralamasına neden olabilir. Bu nedenle konut satın alırken, o konutun bulunduğu yer – yani lokasyon – büyük önem taşımaktadır. İnşaat şirketi yöneticileri, kendi yaptıkları daireleri elbette çok üstün özellikli olarak sırayalayacaklardır. Ancak tabir-i caizse tuvaletin altından olması yeri geldiğinde dairenin nispeten daha düşük fiyatlı olmasının önüne geçemeyebilir. Konumu daha uygun ve daha düşük özellikli bir daire, daha lüks ürünlerle yapılmış daireden daha yüksek fiyatlı satılabilir ve kiralanabilir. Eğer ki konut almayı düşündüğünüz evin lokasyonu ciddi anlamda bir avantaj sağlıyorsa, biraz daha fazla para vermeyi göze alın.
Bazı markalar vardır ki, bütçede onlar için yer açılır. Olmazsa olmaz değillerdir belki ancak satın alma kararı verirken sormanız gereken sorulara verilen cevaplar sayesinde alınması uygun bulunabilir. Literatüre girecek olsa buna ‘ lovemark ‘ denir. Müşterilerinin ona kayıtsız şartsız bağlandıkları üst düzey markalardır, müşterisiyle arasında aşka benzer bir bağ kuran markalardır. Herkesin de bir lovemark’ı vardır. Apple, Starbucks, Armani, Dolce&Gabbana, Harley Davidson gibi markaları bu sevdaya örnek gösterebiliriz. Faydası çok üst düzey olmayabilir, diğerlerinden artısı çok fazla olmayabilir ancak bazı kişiler için bağlılık derecesinde sevilen markalar olabilir. Bu markanın ürünlerini almak için insanlar kendilerine hedef koyabilirler. Eğer ki bütçe dengesini sarsmadan, ne olursa olsun alacağım diye alışveriş hastası olmadığınız takdirde, lovemark’ınızın olması taraftarıyım. Çünkü lovemark sayesinde insan kendisine finansal hedef koyabilir. Ben sevdalısı olduğu bu markanın, şu ürününü illa ki alacağım diye bir hedef koyduğu takdirde harcamalarını ona göre düzenleyip, birikimini yaptığı zaman o ürünü almak için adım atabilir. Bu da bütçe yönetimi için faydalı olabilir.
Ülkemizde ‘ altın ’ önemli bir konumda bulunuyor. Gerek Türk kadınlarının toplantılarında altın toplamaları, düğünlerde takı olarak altın takılma geleneği gerekse de yatırım aracı olarak kullanılması nedeniyle önemi arttıkça artıyor. Fiyatı ne olursa olsun, yastık altı olarak da altın tutulduğu için Türk halkının vazgeçilmezi altın oluyor. Altın fiyatlarına baktığımız zaman, 2000 dolar fiyat seviyelerine yaklaştığı dönemde, bu fiyatların altın için yüksek olduğunu ve bu fiyatlardan altına yatırım yapmanın çılgınlık olduğunu söylemiştim. Altın fiyatlarının, ekonomilerdeki sorunlardan etkilendiğini ve işlerin kötü gitmesi durumda sığınacak liman güdüsünden yükseldiğini biliyoruz. Ancak son zamanlarda kaldıraçlı işlemler piyasalarının cazibesinin artması ile spekülasyonlara da maruz kaldığı gerçeğini gözardı etmiyoruz. Bugüne bakacak olursak, altın fiyatları iki haftadır düşüş trendine girdi. Bunda ilk neden Amerika’dan gelen olumlu istihdam verileri oldu. ABD Merkez Bankası’nın FED’in yeni bir parasal genişlemeye ihtiyaç duymadığını açıklamasının ardından altının ons fiyatı hızla geri çekildi. Amerika’da büyümenin ılımlı şekilde büyümeye başlayacağının açıklanması, işsizlik fiyatlarının düşeceği beklentisi ve bankaların stres testlerini geçmeleri piyasalar açısından olumlu algılandı. Bu sebeple Dolar yükselişe geçerken altın fiyatları düştü. Tüm bu gelişmelerle beraber Hindistan’ın altın ithalatına ek vergi getireceğini açıklaması piyasalarda altın üzerinde baskının artmasına neden oldu. Ancak yatırımcılar biraz daha geniş bakmak zorunda.
Baharın gelmesi ile kampanyaların ateşi yeniden alevlenmeye başlıyor. Bugün sizler için bazı önemli kampanyaları listelemeye çalıştım. İlk olarak Türk Telekom’un müşterilerine sunduğu konut sigortası avantajından bahsedelim. Türk Telekom, ilk kez 2010 yılında ''Ev Gibisi Yok'' konsepti çerçevesinde sunulan ERGO Konut Sigortası kampanyasını tekrarlama kararı aldı. Buna göre Ev Avantaj tarifesinde olan, bu tarifelere geçen ya da yeni aboneliklerini bu tarifelerden yaptıran Ev Avantaj müşterileri, ERGO Sigorta'dan konut sigortası sahibi olabilecek. Bugün itibariyle başvuruda bulunacak ve 12 ay taahhüt veren ilk 175 bin Ev Avantaj müşterisi bu olanaktan yararlanabilecek. Kampanya kapsamında Ev Avantaj müşterilerinin evleri, sigorta poliçesi koşulları ve verilen teminatlar çerçevesinde yangın, hırsızlık, yıldırım, infilak ve dahili su basması durumlarına karşı güvence altına alınırken, bu durumlara maruz kalan Ev Avantaj abonelerinin hasarları, konut sigortasının teminat limiti dahilinde tazmin edilecek.
Tüketici olmak zor zanaattır. Karar verme yetkisi elinizdedir ve insanoğlunun doyumsuzluk içgüdüsü ile başa çıkmak zorundasınız. İnsan her şeyi isteyebilir. Her gördüğünü, beğendiğini alabilir. Hele ki niyeti almaya yönelik olsun, onu vazgeçirecek şey çok azdır. Kendi kendine savaş verir ancak ufak bir gaz verilme durumunda hemen kendine ve azgın içgüdüsüne yenilir. Çünkü insanoğlunun yapısı böyledir. Bu nedenle tüketiciler için en önemli meziyet ‘ kararlı ‘ olmaktır. Tüketici eğer kararlı değil ve çabuk değiştirilebilir bir yapıya sahipse mutlaka bütçesine zarar verecektir. Çünkü pazarlama ve satış uzmanlarının eğitimleri, müşterileri içgüdülerine yenilmelerini sağlamak üzerine verirler. En kolay kandırılabilen yapı, doyumsuz insanoğlunun satın alma yapısıdır. Satış elemanları da bunu kullanmaya özen gösterirler. İşini doğru yapan uzmanlar, tüketicilerin kanlarına girerek, o an ihtiyacı olmayan ürünleri almalarına neden olabilirler. Bu da tüketicilerin bütçelerinde hesapsız bir gider olacaktır.